Seks ve Birbirine Bağımlı İlişkiler

Seks ve Birbirine Bağımlı İlişkiler

Tutku mu, Yoksa Kaygıyı Düzenleme Mekanizması mı?

Profesyonel pratiğimde ve danışanlarımla yaptığım sayısız görüşmede sıkça fark ettiğim bir dinamik var:
İlişkide duygusal salınımlar olduğunda — tartışmalar, gerginlik, kaybetme korkusu ve ardından gelen yoğun uzlaşmalar — partnerlerin bedeninde karmaşık bir nörobiyolojik süreç başlar.

Beklenti ve ödül duygusu dopamini, çatışma adrenalin ve kortizolü, uzlaşma ve fiziksel yakınlık ise oksitosini tetikler.

Bu kimyasal süreç cinsel deneyimi son derece yoğun hissettirebilir. Bu yüzden bazı çiftler böyle dönemlerde yaşanan seksi “hayatımızın en tutkulu seksiydi” olarak hatırlar.

Ancak çoğu zaman yaşanan şey yalnızca arzu değildir.
Bu deneyim aynı zamanda gerilim, korku ve rahatlama döngüsünün yarattığı güçlü bir psikofizyolojik etkidir.

Ünlü ilişki terapisti Esther Perel, Mating in Captivity adlı kitabında şöyle yazar:

“Arzu güvenlikten değil, belirsizlikten beslenir.
Çok fazla güvenlik arzuyu öldürebilir, fakat aşırı belirsizlik de ilişkiyi tüketir.”

Bu nedenle yoğun iniş çıkışların olduğu ilişkilerde cinsellik bazen gerçek yakınlıktan çok duygusal gerilimin boşaltılması haline gelir.


Seks: Arzu mu, Bağlanma Kaygısının İlacı mı?

Birbirine bağımlı ilişkilerde seks çoğu zaman özgür arzunun doğal bir ifadesi değildir.

Bunun yerine şu işlevleri üstlenebilir:
 • kaygıyı düzenlemek
 • partneri kaybetme korkusunu yatıştırmak
 • çatışma sonrası bağlanmayı yeniden kurmak
 • ilişkiyi “onarma” girişimi

Bu durumda seks bir keşif alanı olmaktan çıkar ve duygusal düzenleme aracı haline gelir.

Bağlanma terapisi alanının önemli isimlerinden Sue Johnson, Hold Me Tight kitabında bunu şöyle açıklar:

“Çiftler seks sırasında yalnızca fiziksel yakınlık aramazlar.
Aslında aradıkları şey şu mesajdır:
‘Hâlâ benim için buradasın.’”

Bu nedenle bazı çiftler için seks, bilinçsiz bir şekilde duygusal güvenlik testi haline gelir.


Danışan Örneği

Danışanlarımdan biri olan Merve (34) ve Can (36) ilişkilerinde sürekli şu döngüyü yaşıyordu:
 1. küçük bir tartışma
 2. birkaç gün süren gerginlik
 3. ayrılık korkusu
 4. ardından gelen yoğun cinsel yakınlık

Merve bunu şöyle anlatıyordu:

“Ne zaman kavga etsek sonrasında yaşadığımız seks çok yoğun oluyor.
Sanki birbirimizi yeniden kazanıyoruz.”

Ancak birkaç hafta sonra aynı döngü tekrar başlıyordu.

Seanslar ilerledikçe çift şu farkındalığa ulaştı:
Yaşadıkları şey tutkunun artması değil, kaygı ve rahatlama döngüsüydü.

Konuşulmamış duygular tekrar birikiyor ve seks bu gerilimi geçici olarak boşaltıyordu.


Cinsel Kimya mı, Sinir Sistemi Aktivasyonu mu?

Cinsel terapi literatürü bu fenomeni sıkça açıklar.

Cinsel sağlık araştırmacısı Emily Nagoski, Come As You Are kitabında şöyle yazar:

“Cinsel arzu yalnızca çekimle ilgili değildir.
Aynı zamanda beynin tehdit ve güvenlik sistemleriyle yakından bağlantılıdır.”

Yani yoğun duygusal stres yaşayan bir çiftte seks, bazen gerilimin boşalması olarak da yaşanabilir.

Bu nedenle bazı çiftler “dramalı ilişkilerde” daha yoğun cinsellik yaşadıklarını düşünürler.


Toplumsal İnançlar Bu Döngüyü Nasıl Besler?

Danışanlarımla yaptığım çalışmalarda sıkça şu inançlarla karşılaşıyorum:
 • “Gerçek erkek her zaman seks ister.”
 • “Erkek mastürbasyon yapmamalıdır.”
 • “Erkek cinselliği başlatmalıdır.”
 • “Kadın partnerinin arzularını tahmin etmelidir.”

Bu tür inançlar partnerler arasında baskı ve performans kaygısı yaratır.

Cinsel terapi alanının önemli isimlerinden David Schnarch, Passionate Marriage kitabında şöyle yazar:

“Birçok çift için seks iki kişinin birbirini keşfettiği bir alan olmaktan çıkar ve ilişkinin dengesini korumak için kullanılan bir araç haline gelir.”

Bu noktada cinsellik artık özgür bir deneyim değil, onay alma veya ilişkiyi koruma stratejisi haline gelebilir.


Suçlulukla Seks Yapmak

Cinsel terapide sık karşılaşılan bir başka dinamik de borç duygusuyla yaşanan cinselliktir.

Partnerlerden biri şu düşüncelerle seks yaşayabilir:
 • “İstemiyorum ama reddedersem kırılır.”
 • “İlişkiyi korumak için bunu yapmalıyım.”

Cinsel terapi uzmanları bunun uzun vadede ciddi sonuçları olabileceğini vurgular.

Amerikalı cinsel terapist Barry McCarthy şöyle yazar:

“Cinsellik bir görev haline geldiğinde, arzu zamanla ortadan kaybolur.”

Bu nedenle suçlulukla yaşanan seks, zamanla partnerin dokunuşuna karşı isteksizlik hatta tiksinti geliştirilmesine yol açabilir.


Sağlıklı Yakınlık Nasıl Geri Gelir?

Bir çift birbirine bağımlı ilişki dinamiklerinden çıkmaya başladığında cinsel alan da değişir.

Çiftler şu becerileri öğrenmeye başlar:
 • duyguları ifade etmek
 • sınırlar koymak
 • ihtiyaçları konuşmak
 • çatışmaları seks yerine iletişimle çözmek

Bu noktada ilişkideki dramatik duygusal salıncaklar azalır.

Ve çok önemli bir değişim ortaya çıkar:

❌ “Seni kaybetmekten korkuyorum.”
✔️ “Seninle yakın olmak istiyorum.”

İlişki araştırmacısı John Gottman bunu şöyle açıklar:

“Güçlü ilişkiler yoğun tutkudan değil, güvenli bağdan doğar.”

Böylece seks artık partneri tutma aracı olmaktan çıkar ve karşılıklı keşif, sıcaklık ve bilinçli yakınlık alanına dönüşür.


Sonuç

Cinsellik iki insan arasındaki yalnızca fiziksel bir deneyim değildir.

Aynı zamanda:
 • bağlanma
 • güven
 • duygusal düzenleme
 • kimlik

sistemleriyle derinden bağlantılıdır.

Gerçek yakınlık şu soruda saklıdır:

“Seni kaybetmekten korktuğum için mi seninleyim,
yoksa seninle olmak istediğim için mi?”

Gerçek arzu korkudan değil, özgürlükten doğar.
Back to blog

Leave a comment