Denizin Öğrettiği Şey: Sükûnet Başkadır, Huzur Başka

Denizin Öğrettiği Şey: Sükûnet Başkadır, Huzur Başka

Hepimiz huzur aradığımızı söyleriz.

Ama çoğu zaman aslında aradığımız şey huzur değil, sükûnettir.

Hayat biraz yavaşlasın…
Kimse bizi üzmesin…
Telefon çalmasın…
İşler yolunda gitsin…
İlişkilerde sorun çıkmasın…
Maddi kaygılar olmasın…

İşte o zaman “huzurlu” olacağımızı düşünürüz.

Oysa bunların çoğu huzur değil, sadece sükûnettir.

Sükûnet; dış dünyanın sessizleşmesidir.

Huzur ise, dış dünya sessiz olmasa bile iç dünyanda kavga etmemendir.

Bunu en güzel deniz anlatır.

Bir sabah denizin kıyısına gittiğini hayal et.

Hava açık…
Rüzgâr neredeyse hiç esmiyor…
Denizin yüzeyi cam gibi.

İnsan böyle bir manzaraya baktığında kendiliğinden rahatlar.

Çünkü dışarıdaki sükûnet, bir süreliğine içimizi de etkiler.

Ama birkaç saat sonra rüzgâr çıkabilir.

Dalgalar büyür.
Gökyüzü kararır.
Deniz artık eskisi kadar sakin görünmez.

İşte tam bu noktada ilginç bir şey olur.

Yüzeye baktığında denizin tamamen değiştiğini sanırsın.

Oysa suyun birkaç metre altına indiğinde bambaşka bir dünya vardır.

Derinlerde aynı dinginlik devam eder.

Yüzey hareketlidir.

Derinlik ise sakindir.

İnsan zihni de böyledir.

Gün içinde yaşadığımız olaylar, düşünceler, korkular, beklentiler ve hayal kırıklıkları yüzeyde dalgalar oluşturur.

Bazen biri tek bir cümle söyler ve bütün günümüz değişir.

Bazen bir haber alırız, planlarımız bozulur.

Bazen reddedilir, eleştirilir ya da kaygılanırız.

Hayatın rüzgârı hiç durmaz.

Sorun, dalgaların oluşması değildir.

Sorun, kendimizi sadece dalgalardan ibaret sanmamızdır.

Çünkü insan yalnızca zihnindeki düşünceler değildir.

Yalnızca korkuları değildir.

Yalnızca yaşadığı olaylar da değildir.

Her insanın içinde, tıpkı denizin derinliği gibi sessiz bir alan vardır.

Oraya ulaşabildiğinde dışarıdaki fırtına seni eskisi kadar savuramaz.

İşte huzur tam da burada başlar.

Huzur; hayatın kusursuz olması değildir.

Huzur; belirsizliğin içinde de nefes alabilmektir.

Her şeyi kontrol edemeyeceğini bilip yine de güvende hissedebilmektir.

Kendinle savaşmayı bırakabilmektir.

Hayatı olduğu gibi karşılayabilmektir.

Belki de bu yüzden birçok insan sürekli daha sessiz bir hayat kurmaya çalışır ama yine de içindeki gürültü dinmez.

Çünkü bulunduğu yeri değiştirmiştir.

Ama kendisiyle kurduğu ilişkiyi değiştirmemiştir.

Gerçek huzur; şehir değişince gelmez.

İnsanlar değişince de gelmez.

Koşullar mükemmel olduğunda da gelmez.

Gerçek huzur, insan kendi derinliğini keşfettiğinde gelir.

Deniz bize bunu her gün sessizce anlatır.

Yüzeye bakarsan sadece dalgaları görürsün.

Derine inmeyi öğrenirsen, fırtınaların bile dokunamadığı o sessizliği keşfedersin.

Belki de hayat bize dalgaları durdurmayı değil, derinleşmeyi öğretmeye çalışıyordur.

Çünkü sükûnet dışarıda bulunur.

Ama huzur, insanın kendi içinde inşa ettiği bir evdir.


Sen bugün hayatındaki dalgalarla mı mücadele ediyorsun, yoksa kendi derinliğini hatırlamaya mı çalışıyorsun?

Back to blog

Leave a comment