İlişkilerde Kaçan-Kovalayan Dinamiği: Sağlıklı Bir İlişkide Denge Nasıl Kurulur? | Aile Dizimi Perspektifi

İlişkilerde Kaçan-Kovalayan Dinamiği: Sağlıklı Bir İlişkide Denge Nasıl Kurulur? | Aile Dizimi Perspektifi

Bir yakınlaşma olur, ardından geri çekilme…
Biri adım attıkça diğeri uzaklaşır.
Sonra roller değişir ve döngü yeniden başlar.

Modern ilişkilerde sıkça karşılaştığımız “kaçan–kovalayan” dinamiği çoğu zaman bir aşk stratejisi ya da karakter farkı gibi yorumlanır. Oysa aile dizimi ve sistemik bakış açısına göre bu durum, iki yetişkinin değil; iki yaralı çocuk parçasının karşılaşmasıdır.

Bu yazıda, kaçan–kovalayan ilişki döngüsünün kökenine bakıyor; bu dinamiğin nasıl oluştuğunu ve yetişkin bir ilişki dengesine nasıl geçilebileceğini aile dizimi perspektifinden ele alıyoruz.

Kaçan–Kovalayan Dinamiği Nedir?

Aile dizimi literatüründe bu döngü, çoğunlukla kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanma stillerinin karşılaşması olarak görülür.

Kovalayan Taraf

Kovalayan kişi, çocuklukta bakım veren figürlerle (anne ya da baba) yeterince güvenli bir bağ kuramamış olabilir. Partnerin geri çekilmesiyle birlikte, bedende güçlü bir terk edilme alarmı çalışır. Bu tepki çoğu zaman bilinçli değildir; bir yetişkin davranışı gibi görünse de, aslında içsel olarak şunu söyler:

“Beni bırakma. Burada kal.”

Kaçan Taraf

Kaçan kişi ise yakınlığı tehdit olarak algılayabilir. Çocuklukta duygusal olarak fazlaca yük taşımış, beklentiyle boğulmuş ya da hayal kırıklıkları yaşamış olabilir. Yakınlık arttığında sinir sistemi bunu tehlike gibi algılar ve kişi farkında olmadan geri çekilir, duygularını dondurur. Bu nedenle kaçan–kovalayan dinamiği bir oyun değil; iki farklı savunma biçiminin karşılaşmasıdır.


Partneriniz Eşiniz mi, Yoksa Ebeveyniniz mi?

Sağlıklı bir ilişkinin önündeki en büyük engellerden biri, partneri bir değil; bir ebeveyn figürü gibi görmektir.

Aile dizimi perspektifine göre:

Çocuklukta babadan alınamayan güven ve yön, partnerden beklendiğinde kişi farkında olmadan eşine “baba” rolü yükler.

Ya da partneri koruyup kollayan, duygusal olarak taşıyan taraf olunursa, ilişki ebeveyn–çocuk dinamiğine kayar.

Bu noktada önemli bir gerçek vardır:
Ebeveyn–çocuk ilişkisiyle, yetişkin–yetişkin ilişkisi aynı anda var olamaz. Partnerinize anne ya da baba aradığınızda; cinsel çekim, eşitlik ve canlılık yavaş yavaş kaybolur.

Al-Ver Dengesi: İlişkinin Sessiz Yasası

Sistemik olarak sağlıklı bir ilişkide temel ilke şudur:
Eşitler arasında al–ver dengesi olur.

Bir taraf sürekli veriyor, diğeri sürekli alıyorsa;
Biri taşıyor, diğeri yaslanıyorsa; orada ilişki değil, bir bakım sistemi oluşur.

Sağlıklı bir ilişkide:

Verilen her şey (zaman, ilgi, emek, destek) karşılık bulur.
Bu karşılık aynı biçimde olmak zorunda değildir; ama dengede olmalıdır.

Ebeveyn–çocuk ilişkisinde dengesizlik doğaldır.
Ancak partnerlikte bu dengesizlik sürdüğünde, sistem bir noktada çöker.

Kaçan - Kovalayan Döngüsünden Çıkmak İçin 3 Sistemik Adım

1. Kendi Payını Görmek

İlişkide yaşanan her şeyin yarısı size aittir.
“Partnerim böyle” demek yerine şu soruyu sormak dengeyi başlatır:

“Benim hangi parçam bu döngüyü canlı tutuyor?”

2. Yüzünü Geçmişten Bugüne Çevirmek

Anne-babanın eksikliği, geçmişteki yaralar ya da eski ilişkiler…
Bunları görmek iyileştiricidir; fakat orada kalmak ilişkiyi sabitler.

Yetişkinlik, geçmişe saygı duyup bugünün sorumluluğunu almaktır.

3. Aşkın Yanına Dostluğu Koymak

Aşk hormonal bir süreçtir ve zamanla dönüşür.
İlişkiyi kalıcı kılan; birbirinin kalbini, sınırlarını ve kırılganlığını taşıyabilme becerisidir.

Gerçek denge, aşk ve dostluğun aynı anda var olabildiği yerde kurulur.

Şefkatli Bir Hatırlatma

Eğer kendinizi sürekli kaçan ya da kovalayan rolde buluyorsanız; bu bir kusur değil, sisteminizden taşıdığınız bir hikâyedir.
Görülen şey yumuşar.
Şefkatle bakılan şey dönüşür.

Bu döngüyü fark etmek, zaten iyileşmenin başladığı yerdir.

İlişkilerdeki Çocuk – Ebeveyn – Yetişkin rollerini daha derinlemesine keşfetmek, bağlanma kalıplarını dönüştürmek ve ilişkide yetişkin bir denge kurmak için “Bağlanma ve İlişki Düzenleri” modülümüzle bu süreci uygulamalı olarak ele alabilirsiniz.

Bazen çözüm, dışarıda değil; sistemin görünmeyen katmanlarında saklıdır.
Görmeye gönüllü olmak yeterlidir.

 

 

Back to blog

Leave a comment