Vicdanın Sesi Kime Ait?
Share
Bazen insanın içini kemiren o duyguya “vicdan” deyip geçiyoruz.
Ama gerçekten kimin sesi o?
Bir hata yaptığımızda içimizde yükselen suçluluk…
Başarılı olduğumuzda bile içimizi kaplayan tuhaf bir mahcubiyet…
Mutlu olmaya yaklaşınca gelen açıklanamaz bir huzursuzluk…
Psikoloji bize şunu söylüyor: Vicdan sandığımız şey yalnızca bize ait değil.
Vicdan Öğrenilen Bir Şeydir
Sigmund Freud, vicdanı ebeveynlerin içselleştirilmesi olarak tanımlamıştı. Yani çocuk, anne babasının sesini zamanla kendi iç sesi haline getirir.
Jean Piaget ve Lawrence Kohlberg ise ahlaki gelişimin zamanla olgunlaştığını gösterdi. Başta kurallara uymak için “iyi” oluruz; zamanla gerçekten doğru olduğuna inandığımız için.
Ama işin ilginç kısmı şu:
Vicdan yalnızca kural öğrenmek değildir. Aynı zamanda duygu öğrenmektir.
Utanç nasıl hissedilir?
Suçluluk nerede başlar?
Kime karşı borçlu hissedilir?
Bunları ailemizden öğreniriz.
Aidiyet mi, Özgürlük mü?
John Bowlby’nin bağlanma kuramı, bir çocuğun güvenli bir ilişki içinde büyüdüğünde hem empati hem de sağlıklı suçluluk geliştirdiğini gösterdi. Güvende hisseden çocuk, hata yaptığında utanır ama ezilmez. Telafi eder, öğrenir, yoluna devam eder.
Ama sevgi koşulluysa…
“Bizi üzme”, “Bizi mahcup etme”, “Bizim için yaşa” mesajı varsa…
İşte o zaman vicdan, rehber olmaktan çıkıp yük haline gelebilir.
Aşırı sorumluluk duygusu, herkesi mutlu etmeye çalışma, kendi isteklerini bastırma… Bunlar çoğu zaman ahlak değil; kaybetme korkusudur.
Geçmişin Görünmeyen Eli
Bert Hellinger’in ortaya attığı aile dizimi yaklaşımı, “sistemik vicdan” kavramından söz eder. Ona göre kişi yalnızca kendisi için değil, ait olduğu aile sistemi için de yaşar.
Bilim dünyası bu yaklaşımın her yönünü kabul etmese de, kuşaklararası travma araştırmaları bize şunu gösteriyor:
Geçmiş gerçekten geçmiyor.
Savaş, göç, kayıp, iflas, dışlanma…
Anlatılmasa bile aile atmosferinde kalabiliyor. Hatta epigenetik çalışmalar, yoğun travmanın biyolojik izler bırakabileceğini söylüyor.
Bazen bir torun, hiç tanımadığı bir dedenin yasını taşır gibi yaşar.
Nedenini bilmeden eksik hisseder.
Nedensiz suçluluk duyar.
Bu noktada insan kendine şu soruyu sormalı:
“Bu gerçekten benim duygum mu?”
Sağlıklı Suçluluk, Sağlıksız Suçluluk
Psikoloji suçluluğu ikiye ayırıyor:
Biri onarıcıdır. Yanlış yaptığında düzeltmeni sağlar.
Diğeri ezicidir. Ne yaparsan yap yetmez.
İkinci tür genellikle çocuklukta öğrenilir.
Çocuk, ailesindeki bir boşluğu doldurmaya çalışır.
Belki anne üzgündür, belki baba yük altındadır.
Çocuk sessizce şunu karar verir: “Ben güçlü olmalıyım.”
Ya da: “Ben sorun çıkarmamalıyım.”
Yıllar sonra o çocuk yetişkin olur.
Ama hâlâ kimsenin yük olmamaya çalışır.
Buna çoğu zaman “iyi insan olmak” deriz.
Oysa bazen bu, görünmez bir sadakattir.
Vicdanın Gerçek İşlevi
Sağlıklı vicdan cezalandırmaz.
Yol gösterir.
Ailemizden geleni inkâr etmek zorunda değiliz.
Ama taşımak zorunda da değiliz.
Belki iyileşmenin en sade cümlesi şudur:
“Size ait olana saygım var. Ama kendi hayatımı yaşamayı seçiyorum.”
Vicdan o zaman hafifler.
Suçluluk azalır.
İnsan ilk kez gerçekten kendi sesiyle konuşmaya başlar.
Ve belki de asıl ahlak,
kendine ait olmayan yükü bırakacak cesareti gösterebilmektir.
Vicdanın Sesi: Kendini Keşfetme Çalışması
1. İç Sesini Tanıma
Bir kağıt veya günlük al ve şu soruya dürüstçe cevap ver:
İçimde beni en çok eleştiren cümleler neler?
Örnekler:
• “Bunu yapmamalıydın.”
• “İnsanlar senin yüzünden üzülüyor.”
• “Daha iyi olmalısın.”
Sonra şu soruyu ekle:
Bu cümle bana kimin sesini hatırlatıyor?
• Anne
• Baba
• Öğretmen
• Aile büyükleri
• Toplum
Çoğu zaman iç sesimizin kaynağı burada görünür.
2. Suçluluk Haritası
Şu cümleyi tamamla:
Kendimi en çok suçlu hissettiğim durumlar…
Örneğin:
• Hayır dediğimde
• Dinlenmek istediğimde
• Kendim için bir şey yaptığımda
• Birini memnun etmediğimde
Şimdi kendine şu soruyu sor:
Gerçekten yanlış bir şey mi yaptım, yoksa sadece bir beklentiyi mi karşılamadım?
Bu ayrım çok önemlidir.
3. Aidiyet Testi
Aşağıdaki cümleleri düşün ve hangileri sana tanıdık geliyor işaretle:
• Herkesi mutlu etmeliyim
• Sorun çıkarmamalıyım
• Güçlü olmak zorundayım
• Kimseye yük olmamalıyım
• Ailem benden gurur duymalı
Sonra şu soruyu yaz:
Bu kuralları ilk ne zaman öğrendim?
Bir anı aklına gelebilir.
4. Gerçek Vicdanı Ayırt Etme
Şimdi şu iki duyguyu düşün:
Sağlıklı suçluluk
• Birine zarar verdim
• Onarmak istiyorum
• Özür dilemek veya düzeltmek mümkün
Sağlıksız suçluluk
• Sürekli yetersizlik hissi
• Ne yaparsam yapayım yetmiyor
• Başkalarının duygularından kendimi sorumlu hissetmek
Kendine sor:
Ben daha çok hangisini yaşıyorum?
5. Aileden Gelen Yükleri Fark Etme
Şu sorular üzerinde düşün:
• Ailemde en çok kim acı çekmişti?
• Çocukken kimi korumaya çalıştım?
• Evde söylenmeyen ama hissedilen ne vardı?
Sonra şu cümleyi yaz:
Ben farkında olmadan kimin yükünü taşıyor olabilirim?
6. Ayrışma Cümlesi
Bu çalışmanın en önemli kısmı.
Gözlerini kapat ve şu cümleyi yavaşça söyle:
“Size ait olanı görüyorum ve saygı duyuyorum.
Ama kendi hayatımı yaşamayı seçiyorum.”
Bunu yazmak bile güçlü bir farkındalık yaratabilir.
7. Kendi Vicdanını Yeniden Tanımlama
Şu soruyu cevapla:
Benim için gerçekten iyi bir insan olmak ne demek?
Başkalarının beklentileri olmadan yaz.
Son Çalışma :
Şu cümleyi tamamla:
• Artık bırakmak istediğim yük: ______
• Hayatımda daha çok izin vermek istediğim şey: ______
• Kendi sesim bana şunu söylüyor: ______
Bu çalışma tek seferlik değil. Aynı sorulara birkaç ay sonra tekrar baktığında cevapların değişebilir. Bu da büyümenin bir işaretidir.
5 yorum
Ailemizden öğrendiğimiz ve içselleştirdiğimiz duygular bizim alışkanlığımız oluyor. Kendimizi kabullendirmek için yıllar geçsede aile sisteminde gelen yaşanmışlıkları kendi suçumuz gibi algılıyoruz sonra çocuklarımıza aktarıyoruz. Vicdanımızda onların sesini duyduk hayatımıza onlarla birlikte olduğumuzu hissettik. Aile dizininde sizlerin desteği ile onlara saygıyla onurlandırarak kendi yaşamımızı kabul ediyoruz. Bize kendimizi bulmaya yardımlarınız için çok teşekkür ediyorum.
Ailemizden öğrendiğimiz ve içselleştirdiğimiz duygular bizim alışkanlığımız oluyor. Kendimizi kabullendirmek için yıllar geçsede aile sisteminde gelen yaşanmışlıkları kendi suçumuz gibi algılıyoruz sonra çocuklarımıza aktarıyoruz. Vicdanımızda onların sesini duyduk hayatımıza onlarla birlikte olduğumuzu hissettik. Aile dizininde sizlerin desteği ile onlara saygıyla onurlandırarak kendi yaşamımızı kabul ediyoruz. Bize kendimizi bulmaya yardımlarınız için çok teşekkür ediyorum.
Bu yazıyı okumak ve soruları cevaplamak bende içsel bir özgürlük hissi oluşturdu çok güzel ve rahatlatıcı. Aynı zamanda yetişkinliğe bir adım daha yaklaştırıp kendi sorumluluğunu almak ve kendim için yaşamak kavramlarını canlandırdı. Her dokunuşunuz müthiş etkiler yaratıyor. teşekkür ederim.
“Ailemizden geleni inkâr etmek zorunda değiliz.
Ama taşımak zorunda da değiliz.”Yine yaramıza dokunan merhem gibi bir yazı bir ögreti. 🙏🙏
Atalarımızdan ebeveylerimizdrn hep koşullu sevgi gördük o koşulları yerine getiremedigimizde ise suçluluk duygusu ile başbaşa kaldık vicdanımız onların sesi oldu… Bizlerde çocuklarımızı yetiştirirken onların vicdan sesi olduk belki de… Kendi vicdan sesimizi duymayı biraz geç olsada başarabildik diye düşünüyorum sizler sayesinde🙏🙏 ama artık kendi sesimizi vicdanımızı duyma kendimizi keşfetme zamanı ❤️❤️