Hayatımıza Dokunan Kadınlara

Hayatımıza Dokunan Kadınlara

Bugün 8 Mart.
Bir erkek olarak kadınlara baktığımda sadece hayatımdaki insanları görmüyorum. Jung’un söylediği gibi, aslında kendi içimdeki bir parçayla da karşılaşıyorum.
Carl Jung’a göre her erkeğin içinde bir anima vardır. Anima, erkeğin içindeki dişil arketiptir. Duygularla temas eden, sezgiyi bilen, güzelliği hisseden, neşeyle yaşayan, hayatın sadece akılla anlaşılmayacağını hatırlatan o iç ses.
Ama çoğu erkek bu tarafıyla doğrudan temas kurmayı öğrenmez.
Bunları genellikle bir kadında deneyimler. Deneyimleyerek temas kurar.
Bir kadına âşık olduğumuzda bazen aslında sadece onu sevmeyiz.
Onun üzerinden kendi içimizdeki o kayıp, maskelerle örtüğümüz dişil parçaları görürüz.
Onun özgürlüğünde kendi özgürlüğümüzü,
onun şefkatinde kendi kırılganlığımızı, onun canlılığında kendi neşemizi,
onun sezgisinde ise bastırdığımız duygularımızı tanırız.
Bu yüzden bir kadın bazen bir erkek için sadece bir partner, anne, kız kardeş değildir.
Aynı zamanda bir aynadır.
Bizi bize gösteren bir ayna.
Kadınlar çoğu zaman erkeklerin duygularla yeniden temas kurmasına yardım eder.
Kalbin sadece zayıflık değil, aynı zamanda bir güç olduğunu hatırlatırlar.
Bir erkeğin olgunlaşma yolculuğunda bu yüzden kadınların yeri çok özeldir.
Çünkü çoğu erkek içindeki animayı önce bir kadında görür, sonra yavaş yavaş kendi içinde tanımayı öğrenir ve çoğu zaman bunun arkasında görünmeyen bir emek vardır.
Sabırla anlatan,
duyguları ifade etmeyi öğreten,
bazen yüzleştiren ama yine de sevgide kalabilen kadınların emeği…
Birçok erkek bugün olduğundan daha derin, daha farkında, daha canlı ve daha olgun biriyse, bunda hayatına dokunan kadınların payı büyüktür. Çünkü dişil enerji aynı zamanda şekil verendir.
Bu yüzden bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda bir teşekkür günü.
Hayatımıza dokunan, bizi büyüten, dönüştüren ve üzerimizde emeği olan tüm kadınlara…
Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz kutlu olsun.

Bloga dön

Yorum yapın